İçeriğe atla
Psikoloji Günlüğü

Bir psikoloji haberi nasıl okunur

Psikoloji haberleri çoğu zaman aslından daha kesin görünür. Bunun nedeni araştırmanın kötü olması değil, manşetin belirsizliği taşımamasıdır. Aşağıdaki başlıklar bir bulguyu okurken sorulması gereken soruları ve popüler psikolojinin en sık düştüğü tuzakları anlatır.

Neden dikkatli okumak gerekiyor

Bir araştırma bulgusu size ulaşana kadar birkaç elden geçer ve her aşamada biraz daha kesinleşir. Araştırma metni koşullarını ve sınırlarını yazar, kurumun duyurusu bunu sadeleştirir, haber başlığı ise dikkat çekmek zorunda olduğu için belirsizliği tamamen atar. Sonuçta okuduğunuz cümle, kaynağındaki cümleden daha iddialıdır. İkinci bir etken de sizin tarafınızdadır: psikoloji bulguları insan hakkında olduğu için hemen kendi hayatınıza uygulanabilir görünür ve inandırıcılık hissi yüksektir. Bu yüzden psikoloji haberi okumak, konusu ilgi çekici olduğu ölçüde dikkat gerektirir. Aşağıdaki sorular uzmanlık gerektirmez ve bir haberin ne kadarına yaslanabileceğinizi anlamak için genellikle yeterlidir. Bu sorular bir haberi çürütmek için değil, ne kadarına yaslanabileceğinizi belirlemek için sorulur. Çoğu araştırma ne manşetteki kadar kesin ne de tamamen değersizdir, arada bir yerde durur ve o yeri bulmak okumanın asıl işidir. Aşağıdaki başlıklar bu yeri bulmaya yarayan en yaygın ölçütlerdir.

Korelasyon ile nedensellik farkı

İki şeyin birlikte değişmesi, birinin diğerine yol açtığını göstermez. İlişki gözlendiğinde en az üç ihtimal vardır: birincisi ikinciye yol açıyordur, ikincisi birinciye yol açıyordur ya da her ikisini birden etkileyen üçüncü bir etken vardır. Üçüncü ihtimal insan davranışında neredeyse her zaman masadadır, çünkü gelir, eğitim, yaş, sağlık ve yaşam koşulları hem ölçtüğünüz şeyi hem de sonucu etkiler. Haber dilinde bu ayrım genellikle silinir ve ilişki cümlesi neden cümlesine dönüşür. Okurken bakılacak yer basittir: araştırmacılar bir şeyi değiştirip sonucu izlemişler mi, yoksa var olanı gözlemleyip aralarındaki bağı mı ölçmüşler. İkincisi de değerlidir ama söyleyebileceği şey sınırlıdır ve o sınırı manşet taşımaz. Bir haberde bu ayrımı yakalamanın kolay bir yolu da fiillere bakmaktır. İlişki gözleyen çalışmalar bağlantılıdır, birlikte görülmüştür, ilişkili bulunmuştur gibi ifadelerle anlatılır. Manşette bunun yerine yol açıyor, artırıyor ya da azaltıyor gibi bir fiil kullanılıyorsa, ya çalışma müdahaleli olmalıdır ya da cümle olduğundan fazlasını söylüyordur.

Örneklem kimden oluşuyor

Bir bulgunun kim için geçerli olduğu, kimlerin üzerinde çalışıldığına bağlıdır. Katılımcıların kim olduğu, nereden geldiği, yaş aralığı ve hangi koşullarda gözlendiği sonucun kapsamını doğrudan belirler. Belli bir kesim üzerinde elde edilen bir bulgu, başka bir kesim için otomatik olarak geçerli sayılamaz. Kültürel bağlam da bu tabloya dahildir: davranış normlarının farklı olduğu yerlerde aynı düzenek aynı sonucu vermeyebilir. Örneklem büyüklüğü de sonucun ne kadar kararlı olduğunu etkiler, küçük gruplarda rastlantısal dalgalanma daha kolay bulgu gibi görünür. Okurken sorulacak soru şudur: bu çalışma kimi gözlemiş ve ben bu tarife giriyor muyum. Haber bu bilgiyi vermiyorsa, bulgunun kapsamı hakkında elinizde bir şey yok demektir. Aynı soru laboratuvar ile gerçek hayat farkını da kapsar. Kontrollü bir düzenekte gözlenen bir etki, çok daha karmaşık ve dikkat dağıtıcı unsurlarla dolu gündelik ortamda aynı biçimde ortaya çıkmayabilir. Bu, laboratuvar çalışmalarının değersiz olduğu anlamına gelmez, yalnızca aradaki mesafenin kendiliğinden kapanmadığı anlamına gelir.

Anlamlı bulmak ile önemli olmak

Bir sonucun istatistiksel olarak anlamlı bulunması, etkisinin günlük hayatta hissedilecek büyüklükte olduğu anlamına gelmez. Bunlar iki ayrı sorudur. Birincisi gözlenen farkın rastlantıyla açıklanmasının ne kadar zor olduğunu sorar, ikincisi farkın ne kadar büyük olduğunu. Yeterince geniş bir grupta çok küçük farklar da anlamlı çıkabilir ve bu farklar kişisel bir karar için çoğu zaman bir şey ifade etmez. Haber diline geldiğinde ikisi tek bir cümlede birleşir ve okuyucu büyük bir etki olduğunu düşünür. Bir de ortalama meselesi vardır. Bulgular gruplar arası ortalamalar üzerinden konuşur, ortalamadaki bir kayma ise grup içindeki herkesin aynı yönde değiştiği anlamına gelmez. Kendinizi ortalamanın yerine koymak yaygın bir okuma hatasıdır. Bir haberde etkinin büyüklüğü hiç anlatılmıyorsa, bu genellikle bir işarettir. Sonucun günlük hayatta ne kadar fark yarattığını söylemeyen bir metin, size kararınızı değiştirmek için yeterli bilgi vermiyor demektir. Bu durumda yapılacak şey haberi reddetmek değil, onu ilginç bir ipucu olarak kaydedip kesin bir sonuç gibi kullanmamaktır.

Tekrarlanabilirlik krizi

Tekrarlanabilirlik krizi, psikoloji dahil birçok alanda bazı yerleşik bulguların yeniden yapılan çalışmalarda aynı sonucu vermediğinin görülmesiyle gündeme gelen tartışmadır. Nedenleri kötü niyetten çok yöntem ve yayın alışkanlıklarıyla ilgilidir: küçük gruplarla çalışmak, analiz seçeneklerini sonuca bakarak belirlemek ve dergilerin çarpıcı sonuçları yayımlamaya daha istekli olması. Bu tartışmadan çıkarılacak sonuç psikolojiyi toptan reddetmek değildir, aksine alan kendi hatasını kendi yöntemleriyle bulmuştur ve bunun sonucunda çalışma planını önceden ilan etmek, veriyi açık paylaşmak ve tekrar çalışmaları yapmak yaygınlaşmıştır. Okur için pratik sonuç şudur: tek bir çalışmaya dayanan çarpıcı bir bulgu ilginçtir ama henüz üzerine hayat kurulacak bir zemin değildir. Bu ölçüt tek başına da yeterlidir denebilir. Bir bulgu birden fazla ekip tarafından, farklı gruplarda ve farklı düzeneklerde tekrar edilmişse ona yaslanmak daha güvenlidir. Yeni ve tek bir çalışmadan çıkan çarpıcı sonuç ise haber değeri yüksek, dayanma değeri düşük bir bilgidir. İkisini ayırmak, okurun yapabileceği en etkili şeydir.

Popüler psikolojinin tuzakları

Popüler psikolojinin en sık düştüğü tuzak, karmaşık bulguları tek cümlelik kurallara indirmektir. Bir alışkanlığın kaç günde yerleştiğine, beynin ne kadarının kullanıldığına, insanların öğrenme tarzlarına göre ayrıldığına ya da kişilikleri birkaç kutuya yerleştiren testlere dair dolaşan kesin ifadelerin çoğu ya hiç dayanağı olmayan ya da dayanağı çok zayıf iddialardır. İkinci tuzak bilimsel görünen dille garanti satmaktır: kesin sonuç vaat eden, herkes için işlediğini söyleyen ve istisnadan hiç söz etmeyen anlatılar. Üçüncüsü kavramların klinik terimlere kaydırılmasıdır. Günlük bir davranışı bir bozukluk adıyla anmak ne o kişiyi anlatır ne de tanı yerine geçer. Tanı, yalnızca ruhsatlı bir uzmanın değerlendirmesiyle konur. Son bir ölçüt de dilin kendisidir. Kesin vaat veren, herkeste işlediğini söyleyen, istisnadan hiç söz etmeyen ve tek bir açıklamayla her şeyi çözdüğünü ileri süren metinler genellikle kaynağından daha iddialıdır. İyi bir açıklama neyi açıklamadığını da söyler, bu yüzden ölçülü dil zayıflık değil güvenilirlik işaretidir.

Bu sayfa bir kavramı anlatır, tanı koymaz ve tedavi önermez. Kendinizde ya da yakınınızda haftalardır sürüp giden, işinizi, uykunuzu veya ilişkilerinizi bozan bir sıkıntı görüyorsanız bir psikolog, psikiyatrist veya psikolojik danışmana başvurun. Değerlendirmeyi ancak sizi karşısına alan bir uzman yapabilir.

Sık sorulanlar

Korelasyon ile nedensellik arasındaki fark nedir

Korelasyon iki şeyin birlikte değiştiğini söyler, nedensellik birinin diğerine yol açtığını. Bir ilişki gözlendiğinde ters yön de mümkündür, her ikisini birden etkileyen üçüncü bir etken de. Bir araştırmanın nedensellik iddia edebilmesi için bir şeyi değiştirip sonucu izlemesi gerekir.

Tekrarlanabilirlik krizi psikolojiyi geçersiz kılar mı

Hayır. Kriz, bazı yerleşik bulguların yeniden yapılan çalışmalarda aynı sonucu vermediğinin görülmesiyle gündeme geldi ve bunu alanın kendi yöntemleri ortaya çıkardı. Sonucunda çalışma planını önceden ilan etmek, veriyi açık paylaşmak ve tekrar çalışmaları yapmak yaygınlaştı.

Bir psikoloji haberini okurken ilk neye bakmalıyım

Önce çalışmanın kimi gözlediğine ve bir şeyi değiştirip sonucu izleyip izlemediğine bakın. Sonra manşetteki cümlenin araştırmanın söylediğinden daha kesin olup olmadığını sorun. Haber bu bilgileri hiç vermiyorsa iddianın kapsamını değerlendirecek bir zemininiz yok demektir.